Malatya’da da durum diğer illerden farklı olmadı. Malatya’nın sevilen kulüpleri Hürriyet gençlik, (Hür esnafspor) Adafı Gençlik, Coşkunspor ve Akınspor uzun görüşmeler sonucu anlaşarak bu üç kulübün o sene şampiyon olan Akınspor’a iltihak etmesine karar verdiler. Akınspor’da hemen olağanüstü kongreye gidip adını Malatyaspor olarak değiştirdi.
Kulüplerin anlaşmasından sonra İk İstişare heyetinin 6/5/1966 tarih ve 41 No’lu kararını birlikte okuyalım;
“Bölgemiz tescilli teşekküllerinden Adafı Gençlik, Hüresnaf Gençlik, Mensucat Gençlik (Coşkunspor) teşekküllerinin Akınspor kulübüyle birleşme - iltihak kararlarıyla Akınspor kulübünün ismini Malatyaspor olarak değiştirme kararları kurulumuzca da gayet yerinde ve uygun bir hareket olarak mütalaa olunmuştur. Bu münasebetle yukarda ismi zikredilen Gençlik teşekküllerinin Akınspor kulübüyle (Birleşme- İltihakına) Akınspor kulübünün ismini Malatyaspor olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.”
İMZALAR:
Bölge Başkanı Vali Ali Rıza Aydos, Mahalli Askeri Komutan Faik Türün, Maarif Müdürü Münir Gedikoğlu, B. T. Bölge Müdürü Osman Çağlı, Sıhhat Müdürü Dr Abdullah Çiftçi, Daimi Encümen Azası Zeki Akıncı, Belediye Reisi Turgut Temelli, Beden Eğitim Öğretmeni Osman Şahin, Aza Hamdi Yalvaç, Aza Kemal Müminoğlu, Aza İhsan Derman, Aza Mustafa Kocatürk…
Ve böylece 6 Mayıs 1966 tarihinde, Malatyaspor resmen kurulmuş oldu...
Fakat unutulan bir şey vardı..!
Yöneticiler alelacele kurulan Malatyaspor takımının forma renginin ne olacağını konuşmamışlardı. Renk konusu bir süre problem oluşturdu. Malatyaspor’u oluşturan takımlardan her biri haklı olarak kendi renginin kullanılmasını istiyordu.

ADAFI GENÇLİK
Ayaktakiler (Soldan sağa) :Hosurafoğlu Vedat, Yusuf Mor(Gaval), Cengiz Al, Turan, ?...., Erol Güven, Gündüz Temur, İsmet
Oturanlar: Maskot Faruk Akbez, Tuncer Şekerci (Çete), M,Ali, Turan
Adafı Gençlik sarı yeşil, Hürriyet Gençlik kırmızı siyah, Coşkunspor sarı siyah, iltihak edilen Akınspor’un renkleri ise sarı kırmızı idi.
Bu arada kulübün tescil işlemleri için Ankara’ya giden Akınspor’un her şeyiyle ilgilenen genel kaptanı Halis Menevşeoğlu Malatyaspor kulübünün tescil işlemlerini yaptırırken renklerini de Akınspor’un renkleri olan sarı kırmızı olarak tescil ettiriyordu. Bu konuyu bilen bir kişi vardı, o da Akınspor kulüp başkanı Dr Zekai Saltoğlu idi.

AKIN SPOR
Ayaktakiler (Soldan sağa): Kadir Kanat (Yönetici), Yusuf Mor, Enver, Ziya, ?..., Sabahattin Varan, Muharrem, Ayhan
Oturanlar: Yusuf Duman, Mahir, Ahmet, Kara Memet, ...?
Oysa Malatyaspor’u oluşturan takımlardan Akınspor hariç hiç bir kulüp sarı kırmızı renge sıcak bakmıyordu.
Sert tartışmalar oldu, neredeyse iş bozuluyordu.
Uzun tartışmalardan sonra takım yöneticileri şöyle bir karara vardılar;
Malatyaspor’un forma rengi hiç bir takımın rengi olmayacaktı...!
Görüşmelerden sonra rengin kırmızı-lacivert olmasına karar verdiler
Olsun hiç birinin dediği olmamıştı ya..!
Rahatlamışlardı...
Ama kimse bilmiyordu ki resmî kayıtlarda takımın rengi sarı kırmızı idi.
Kafanız karıştı değil mi?
Şimdi bir de yıllarca Malatyaspor ‘un rengi olarak bildiğimiz, sarı siyah renkler vardı o nereden çıktı diyorsunuz herhalde.
Onu da açıklayayım.
Üzerinde anlaşılan renk kırmızı lacivert, tescil edilen renk sarı kırmızı fakat pratikte fiilen 15 yıl kullanılan renk sarı siyah.
Şaka gibi bir durum söz konusu.
Kısaca onu da anlatayım:
O yıllar ekonomimizin güçsüz olduğu yıllardı. Paralı başkanlar, sponsorlar, maç yayın gelirlerinin hiç biri yoktu. Her maç için ayrı ayrı giyilen ve maç sonu taraftara dağıtılan değişik model formalar hiç yoktu.
Profesyonelliğe yeni adım atan Malatyaspor’un her adımı yeni bir masraf demekti. Burada yine Osman Çağlı dehası kendini gösterdi. Bölgenin tescilli rengi olan sarı siyahlı formaları Malatyaspor’a vererek takımı o zamanın şartlarına göre büyük bir külfetten kurtardı.
Ta ki 15 yıl sonra bu yanlışlık farkedilinceye kadar.
Takvimler 1981 yılını gösterirken, Nurettin Soykan başkanlığındaki Malatyaspor kulübüne federasyondan gelen yazıda, tüzüğe göre renklerin sarı kırmızı olduğu ve bundan böyle maçlara bu renk formalarla çıkılması gerektiği bildiriliyordu.
Osman Çağlı’dan bahsetmişken, Malatyaspor için yaptıklarını anlatmaya kalksak ayrı bir kitap yazmamız gerekirdi. Osman Çağlı yalnız, elinde bulunan sarı siyah renkli bölgeye ait olan olan formaları değil bölgeye ait tüm spor malzemelerini de Malatyaspor ‘un emrine vermişti. Hatta bekar futbolculara kalacak yer ayarlanamayınca, kapalı spor salonunun bir bölümünü misafirhane haline getirip futbolcuların burada kalmasını sağlayarak kulübü madden rahatlatmıştı. Bu anlattıklarım sizlere çok küçük şeyler gelebilir ama o yılların imkansızlıklarını bilenler sanıyorum Osman Çağlı’nın yaptıklarının önemini çok daha iyi anlayacaklardır.
Hiç unutmam Osman Çağlı ile bir sohbetimizde “Gardaş cehenneme gidersem hep bu Malatyaspor yüzündendir” diyerek yaptıklarını mizahi bir dille özetlemişti.
Mıh Osman’ın, komik bir olayını anlatarak sizleri biraz gülümseteyim:
Malatyaspor-Rizespor maçları her zaman seyirci çeken çok çekişmeli maçlara sahne olurdu. O dönemler seyirci hasılatını Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü alır ve paylaştırırdı. Gerekli kesintiler yapıldıktan sonra dörtte üçünü ev sahibi takıma, dörtte birini de misafir takıma verirdi. O gün ki maçta da stat tıklım tıklım doluydu.
Devre arasında Rizespor yöneticileri hasılattan paylarını almak için müdürlük muhasebesine gelirler. Fakat kendilerine çok küçük miktarda bir pay verilir. Sebebini soran yöneticiye de seyirci bu kadardı, hissenize bu kadar düştü denip kestirip atılır. Bunun üzerine Rizespor’lu yöneticiler tıklım tıklım tribünlerin fotoğraflarını çeker ve federasyona göndererek, şikayet ederler.
Ve Futbol Federasyonu, Mıh Osman’dan savunma ister.
Savunma tabir-i caizse, tam Mıh Osman’ca dır...!
Nasıl mı?
“İlgilerin dikkatine: Delil diye sunulan bu fotoğraf, Rizespor-Malatyaspor maçında değil, o yıl yapılan 19 Mayıs Bayramı törenlerinde çekilen bir fotoğraftır. Malatya’nın, Milli heyecanı yüksek insanları bayramı coşkuyla kutlamışlardır.”..

1968 yılında Malatyaspor yöneticilerinden bir gurup:
Soldan sağa: Nedim Kaysıcı, İlhan Kılıçaslan, Nuri Akbez, Hüseyin İstanbulluoğlu, Berkan Pembeci, Kemal Eser, Osman Çağlı(Mıh Osman), Vahit Bozatlı...
Oturanlar: Fevzi Yener, Şükrü Ersoy ve Yaşar Yetişen.

Eski başkanlardan Necdet Oral, yanında Teknik Direktör Uğur Ersoy, Es Es Yusuf, Kirve Selahattin, Sabahattin Varan, Feyyaz Bursalı, Haşim Doğan ve Kaptan Selahattin

Futbolculardan bir gurup, (Vedat, Çete, Feyyaz, Kaptan Selahattin ve Haşim) yönetici Nuri Akbez’in dükkanında görülüyor.(Nuri Akbez’in yanındaki Hosrafoğlu Vedat )

Kuruluş yılında Malatyaspor 1966-67
Soldan sağa: Özkan Akbulut, Erdem, Mustafa, Bedir, Süleyman, Burhan, Şahin, Selahattin, Nejat, .Necmi, Rıza, Vedat, İlhan, Naci, Ökkeş, Uğur Ersoy
Oturanlar: Kazım Saral, Zeki, Selami, Alaaddin, Kürt Musto, Şahin, Panayot, ...Sami, Cengiz Al ve Ömer

O yıllarda kullanılan Malatyaspor rozetleri
MALATYASPOR MASKOTU (1970 Lİ YILLAR)
Yine önemli bir maç günü. Mıh Osman çok yoğun bir çalışma temposu içerisinde, işleri toparlayıp maça yetişmek için çaba gösterirken o esnada maç başlar.
Daha beş dakika geçmeden Mıh Osman’ın kendi tabiriyle stattan bir “gümbültü” kopar.
Osman Çağlı, merak içerisindedir, odacısı Basri Dayıyı çağırıp:
“Basri hele bi get bağh hele bu neyin gümbültüsü” deyip Basri Dayıyı stada gönderir,
Az sonra Basri Dayı gelip,
”Osman beg, Malatyaspor gol atmış”, der
Osman abi,
“Golü kim atmış oğlum” deyince
Basri Dayı bir daha stada gider ve döndüğünde,
“Osman beg, iki numara sağ beg Selami atmış diyler “ deyince,
Osman abi, Basri Dayıya dönüp

”Get söyle o gavata gol işlerine garışmasın”...
Mıh Osman, stadın zemininin düzgün olması için olağanüstü çaba gösterirdi. Yine zeminin bakımının yapıldığı bir gün, bu işlere bakan görevli Ali Seydi’ye;
“Oğlum Ali Seydi, Allah’ın oğlu gelse bile sahaya sokmayacaksın” diye kesin bir talimat verir.
Bir süre sonra da misafir takımın otobüsü görünür. Boluspor idman için stada gelmiştir.
Fakat dev gibi cüssesiyle kesin kararlı bir Ali Seydi karşılamıştır onları. Boluspor’un antrenörü, Fenerbahçe ve milli takımın efsane ismi Lefter Küçükandonyadis den başkası değildir. Lefter’in dil dökmesi sonuç vermemiş ve Ali Seydi onları stada sokmamıştır. Bunun üzerine Lefter yetkiliyle görüşmek için Mıh Osman’ın odasının yolunu tutar. Lefter’i karşısında gören Mıh Osman onu ayakta karşılar ve onu oturtup çay söyler. Lefter, stada sokulmadıklarını söyleyince odacı Basri Dayıya, Ali Seydi’yi çağırmasını söyler;
“Oğlum, sen Lefter Begi niye stada sokmadın”
“Müdür Beg, sen Allah’ın oğlu gelse stada sokma demedin mi?”
“Oğlum, ben sana Allah’ın oğlu gelse stada sokma dedim. Lefter Beg gelirse sokma dedim mi?
Mıh Osman, Hüseyin İstanbulluoğlu ve Pastacı Kazım (Saral) transfer için İstanbul’a giderler. Ceplerinde 150.000 lira para vardır. İstanbul’un girişinde Pastacı Kazım, elindeki bir miktar parayı sallayarak İstanbul’a:
“Dayan ulan İstanbul ağaların geliyor” diyerek sonradan Türk filmlerine replik olacak şekilde İstanbul’a meydan okur...
150.000 lira çabuk biter, üstelik istedikleri transferleri de yapamamışlardır. Dönüş yolunda Pastacı Kazım, yine İstanbul’a döner ve:
“Ah Ulan İstanbul sen dayandın da ağaların dayanamadı” der...

İkinci Uğur Ersoy dönemi. Soldan sağa: Kaleci Suat, Enver, Ziya, Alaaddin, Selahattin, Uğur Ersoy, Şahin, Haşim, İhsan.
Oturanlar: Zeki, İbrahim, İsmail, Tuncer(Çete), Yusuf ve Mustafa
Rahmetli Ahmet Fırat’ın başkanlığı döneminde Mıh Osman ve Ahmet Fırat, Rize maçı için Rize’ye giderler. Tribünde Mıh Osman, Ahmet Fırat ve futbolcu Feyyaz Bursalı beraberce maçı izlemektedir. Maçın hakemi dönemin meşhur hakemi Mecit Sarıdana’dır.
Tüm Rize - Malatya maçları gibi bu maçta çok çekişmeli ve sert geçmektedir.
Malatyaspor (Kaptan) Selahattin Yapa’nın 5. dakikada attığı golle 1-0 öne geçince Rize seyircisi çıldırmış ve bir olay çıkarmak için bahane aramaya başlamıştır. Maç bitiminde Rizespor’lu futbolcular, seyircinin taşkınlığını önlemek için, “bizim aramıza girin beraber soyunma odasına gidelim” teklifi yapınca bizimkiler Rizespor’lu futbolcularla birlikte soyunma odasına doğru ilerlerler. Fakat, tam tribünlerin önüne gelince, Rizeli futbolcular hızla kendi kulübelerine doğru koşup bizim futbolcuları yalnız bırakmışlar ve akabinde tel örgüler yıkılmış ve seyirci futbolcularımızın üstüne yürümüştür. Bu arada hiç bir emniyet görevlisinin olmadığını da belirteyim. Sahada tabir-i caizse bir meydan muharebesi başlamıştı. Bu arada takımın en efendi ve hep arabulucu görevi üstlenen Haşim Doğan feci şekilde dövülüyordu. Bunu gören Feyyaz Bursalı :
Haşim abimi de dövüyorlar (Yani Haşim o kadar efendi biri ki bari onu dövmeseydiniz) diyerek tribünden atlayıp Haşim Doğan’ın önüne geçmiş fakat kendi de feci şekilde dayak yemekten kurtulamamıştı.
Tribünde olayları izleyen Mıh Osman’da ayağa kalkıp, “Ula uşağhlar vurmayın, yazığhtır bunlar da bu vatanın evladı” diye bağırırken, kulağının dibine vurulan sert bir tokatla kendine gelir. Tabi bu arada tokatın tesiriyle alamet-i farikası olan fötr şapka yere uçmuş ve birileri üstüne basmıştır. Mıh Osman hiç bir şey olmamış gibi eğilip yerden şapkasını alır ve şapkanın tozunu silkelerken Ahmet Fırat’a doğru, kendi kendine söylenmektedir:
“Ula gavat, o nasıl şaplağh vurdu, gözümden ataş çığhtı”
Bu maçın en önemli ayrıntısı hakem Macit Sarıdana’dır. Maçtan sonra olayların büyüklüğünü anlatmak için:
“Rizespor’a ceza verilmezse düdüğümü asarım” demiş ve Rize’ye hiç bir ceza verilmeyince hakemliği bırakmıştır.
Milletvekili Ahmet Fırat
Yönetici teknik heyet ve futbolcular bir arada. (Sağ başta Uğur Ersoy ve Özkan Akbulut, onların ilerisinde Mıh Osman, Nuri Akbez, Hüseyin İstanbulluoğlu, Kazım Saral, Gazi Kabasakal, İlhan Kılıçaslan, Kaysıgo Selahattin ) ve Cahit Asılsoy
Soldan sağa; Nejat, Kaleci Suat, Şahin, Vedat, Turan Ağalday(Ali baba), Sami
Oturanlar: Yusuf, Selahattin, Selami, Haşim, Zeki.
Kaynak: Yazar Atilla KANTARCI